Transfer bütçesi olarak yönetimimiz bize 5.5 milyon gibi bizim hedeflerimize yetmeyecek büyüklükte bir bütçe ayırdı. Bu durumda yapmamız gereken şey transfer yapılacak mevkileri doğru bir şekilde belirleyip, buna uygun hareket etmek; aynı zamanda ihtiyacımız olmayan oyuncuları da iyi bedellerde satarak katma değer sağlamamız olmalıydı.
Transfer felsefemizi bu şekilde belirleyerek atağa kalktık. Önceliğimizi ilk 11 oyuncusu olabilecek potansiyelli ve bonservis ücreti ödemeyeceğimiz oyunculara yönelttik. Listenin en başında Feyenoord'dan iki tane isim gözümüze çarptı: Daryl Janmaat ve Bruno Martins İndi. İkisini de kadroya dahil etmek için yoğun çaba sarf ettik. İki isimden Janmaat takımında kalmak isteyince transferini tamamlayamadık. Bruno Martins İndi ile ise uzun vadeli bir sözleşme imzalayarak amacımıza ulaştık.
Defansımıza bu transfer haricinde bir takviye daha yapmak istiyorduk. Çünkü 3 kulvarda yarışacak olmamız yaklaşık 300 günlük zaman zarfı içerisinde en azından 50 tane maça çıkabilme durumumuzu ortaya çıkarmıştı. Buraya yapacağımız ikinci defans takviyemiz için aynı zamanda defansın ön bölgesinde de faydalabilme imkanı olan, joker niteliğinde ve aynı zamanda potansiyel içeren bir oyuncu tercihinde bulunduk. Bu da Beşiktaş Scout ekibinin başarısı olan, Millonarios takımının ve Kolombiya U20 takımının kaptanı Pedro Franco'ydu.
Defans bölgemizi sağlama aldıktan sonra önceliğimizi yaratıcı ortasaha tercihine doğru yönlendirdik. Orta saha ağırlıklı bir taktik kullanmamız sebebiyle bu sistem içerisinde kreatif oyuncu tercihlerine ihtiyacımız vardı. Bu düşünceler içerisinde transfer dönemi başlamadan önce komşumuz Bulgaristan'dan bir transfer dedikodusu işittik. Litex takımının ve Bulgaristan Milli takımının yıldızı Georgi Milanov takımından ayrılmak ve Avrupa'da hedefleri olan bir takımda forma giymek istiyordu. Transfer için hemen düğmeye bastık ve kulübüne teklifini ilettik. Bizimle birlikte Olympiakos ve Galatasaray da bu transfer için çok istekliydi. Ancak bu kulüplerin bilmediği bir şey vardı o da Beşiktaş'ın talip olduğu bir oyuncuyu istediği zaman transfer edebileceğiydi... Gecelerce süren menajer yönetim ve diğer kulüp arasındaki görüşmeler sonucunda Georgi Milanov Beşiktaş'lı oldu.
3 tane kaliteli yabancı oyuncu ile anlaşmış ve transfer piyasasında iddialı bir konuma gelmiştik. Ancak uzun vadeli lig ve kupa maratonlarında takım rotasyonunu mümkün olduğunca geniş tutmak ve doğru tercihler ile sonuca gitmek istiyorduk. Tüm liglerde ciddi oyuncu taramaları yapıyor ve özellikle genç nesil yetenekleri kaynağında gözlemleyerek geleceğe yatırım yapabileceğimiz bir yıldız adayı transferi üzerinde daha çalışmalarda bulunuyorduk. Bu çalışmalarımız sonucunda sürpriz bir şekilde Hollanda 20 yaş altı milli takımının genç yeteneği Marco Van Ginkel'den bize gelebileceği yönünde bir teklif aldık. Şaşırmıştık çünkü kendisi geleceğin Wesley Sneijder'i olarak gösteriliyordu ve Hollanda futbolunun en potansiyel taşıyan oyuncularından bir tanesiydi. Hız kesmeden hemen görüşmelere başlayarak futbolcuyu potansiyel değerini düşünerek iyi bir bedelle kadromuza dahil ettik. Bugünün değil belki de birkaç senenin en büyük transferine imzamızı atmış olduk.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder